Kategori arşivi: İlginç Bilgiler
Kütle Ve Ağırlık Arasındaki Fark
[swfobj src=”https://www.ekoromeo.com/wp-content/uploads/2012/03/yercekimi-animasyon2.swf” width=”560″ height=”560″]
Kütle ve ağırlığı günlük hayatımızda aynı kavramlarmış gibi kullanırız hep. Oysa ikisi de farklı kavramlardır. Kütle, bir cisimdeki değişmeyen madde miktarıdır. Ağırlık ise bir cisme etki eden yerçekimi kuvvetidir.
Yaklaşık yerçekimi ivmeleri:
Dünya : 9,8 N/kg
Ay : 1,7 N/kg
Mars : 3,8 N/kg
Jupiter : 26,5 N/kg
Örnek vermek gerekirse benim kütlem 90 kg, ağırlığım ise yaklaşık Ağırlık=Kütle x Yerçekimi ivmesi formülünden 90 x 9,8N/kg= 882 Newton’dur.
Ben Ay’a çıksaydım kütlem yine 90 kg, ağırlığım ise yaklaşık 90 x 1,7 N/kg= 153 Newton olacaktı. Yani Dünya’ya göre 15, kg’lık bir kütlenin ağırlığı kadar.
Jüpiter’e gitseydim(ki gitmeyi çok isterdim) kütlem yine 90 kg, ağırlığım ise yaklaşık Okumaya devam et
Gök Gürültüsü Neden Oluşur?
Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırım esnasında oluşan patlamaya benzer yüksek sese denir. Şimşek sonucu meydana gelen yıldırım demetlerini çevreleyen havada şiddetli bir basınç ve sıcaklık yükselmesi görülür. Yıldırım demetlerini çevreleyen havada oluşan bu ani sıcaklık ve basınç değişimi havanın hızla genleşmesine neden olur. İşte, havanın bu ani genleşmesi sonik ses dalgası yaratır, ki bu da gök gürültüsünü meydana getirir.
Suyun İçinde Sesin Hangi Yönden Geldiğini Neden Anlamayız ?
Su altı sanıldığının aksine sesiz bir dünya değil. Su üzerinde duyulamayan birçok ses sualtında duyulabilir. İnsanlar sesin yönünü, ses dalgalarının iki kulak arasında ardışması sonucu belirleyebilirler. Yani, ses dalgasının kulak zarlarına farklı şiddette ve zamanda vurmasıyla yön belirleyebilirler. Ses dalgası, bir kulaktan diğerine ulaşıncaya kadar geçen süre beyin tarafından algılanır. İki kulak arasındaki mesafe, havadaki sesin yönünü belirlemek için yeterliyken, sualtında yeterli değildir. Su havadan çok daha yoğun olduğundan, sesi çok daha iyi iletir. Sesin hızıysa yayılma ortamına bağlı. Örneğin 0°C havada ses 331 m/s hızda yayılır. Her 1°Clik sıcaklık artışında ses hızı 0.6 m/s artar. 15°C sıcaklıktaki bir suda ses hızı 1410 m/sdir. Aynı sıcaklıktaki deniz suyunda bu hız 1550 m/sdir. Tüm bunların sonucunda sesin hızının suda havaya oranla 4 kat daha hızlı yayıldığı söylenebilir. Bu hızlı yayılım dalgıçların çok küçük frekanslı sesleri bile çok uzaklardan duyabilmelerini sağlar. Ancak, çok hızlı ses dalgası sualtındayken, beyin tarafından aynı anda ve şiddette hissedildiğinden, ses her yönden geliyormuş gibi algılanır.
Kaynak: Bu soru yanıtlanmak üzere TUBİTAK’a benim tarafımdan gönderilmiştir.
Orijinal cevap bağlantısı :http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=5&soru_id=2603
Pirinçten Yalan Makinesi
Eskiden Çinliler yalan makinesi olarak pirinci kullanırlarmış. Önce kişiden,soru sorulmadan önce ağzına bir miktar pirinç koyarak pirinci bir seferde dışarı çıkarması istenirmiş. Daha sonra da soru sorulduktan sonra aynı şey tekrarlanırmış. Eğer kişi yalan konuşuyorsa heyecandan ağzı kuruyacağı için ağzından daha fazla pirinç çıkarmış.Böylece yalan konuştuğu anlaşılırmış.
Kaynak : Bilim Teknik Dergisi
Ocaktaki Tüpler Neden Alev Almaz?
Ocak yandığında alev tüpe kadar ilerleyemez çünkü gaz, tüpün içinde yüksek basınç altında sıvı olarak depolanmıştır.Bu basınç hava basıncından daha yüksek olduğundan,havadaki oksijenin borunun içinden geçip tüpün içine girmesini engeller. Ayrıca doymuş buhar ilkesi gereğince ,tüpün içindeki gazın tamamı kullanılana kadar basınç aynı seviyede kalır. Ayrıca önlem olarak bazı tüplerin ağzında ısıyı hızlı iletebilen ve içerdeki gazın tutuşma derecesine kadar ısınmasını engelleyen metal bir halka bulunur.
Kaynak : Gündelik Bilmeceler Kitabı
Uzun Ama Çok Çok İlginç Bir Makale
Bu yazı uzun olmasına rağmen bir solukta kendisini okuttu. Okuduklarınızın gerçekliği konusunda şüpheye düşeceğinizi garanti ederim.
Yarıyı İhmal (hemineglect) Sendromu :
Yarıyı ihmal (hemineglect) sendromunda baş sağa dönüktür; hasta vücudunun sol yarısını yıkamaz, traş etmez ve giydirmez; tabağın soluna konulan yemekleri yiyemez; sayfanın sol yarısını okumaz, yazarken kağıdın sol yarısını boş bırakır ve saat resminin yalnız sağ yarısına rakamlar koyar, yüzün sağ yarısını çizer. Sol kolunun ve bacağının kendine ait olduğunu kabul etmez; bir yabancıya ait addettiği kolunu ya da bacağını yataktan dışarı atmak isterken kendini yerde bulur. Solundaki kişi ve binaları farketmez. Bu sendrom kişiyi dış çevreden haberdar edici sistemin bozukluğuna bağlıdır. Bu sisteme çevre kıvrım (girus cingularis) kabuğu, yan lob kabuğunun arka bölümü, alın lobu göz alanları, çizgili cisim (corpus striatum)ve talamusun pulvinar çekirdeği dahildir. Bu bölgeler çevremizin üç boyutlu(uzay) haritasını, duyu haritasını ve hareket haritasını saklar. Sol yarıküre sağ alanımızı, sağ yarıküre hem sol, hem sağ alanımızı haritalar. Bu nedenle, sol yarıküre hasarı sağ yarıda ihmal yapmaz; çünkü sağ yarıküre sağ ihmali telafi eder. Sağ yarıküre hasarı sol yarıda ihmale neden olur.
Apraksi : Okumaya devam et
Michael FARADAY-İlginç Bir Yaşam Ve Etkileyici Bir Başarı Hikayesi
Bir çok bilim adamının yaşam öyküsünü okudum. Ama hiç biri beni bu kadar etkilemedi. Bilim Teknik dergisinde okuduğum makale umarım sizlerin de ilgisini çeker.
Faraday, neredeyse yoksulluktan, yitip gitmek üzere olan bir aileden, yoktan yetişti. Şimdilerin Londra’ya bağlı olan Elephant and Castle bölgesinde, 22 Eylül 1791’de doğdu. Babası ağır hastalığıyla uğraşırken, demircilik zanaatini zar zor icra edebiliyor ve dolayı sıyla da ailesini zor bela geçindiriyordu. Annesi, büyük hoşgörüye sahipti ve ailenin temel direğiydi. Faraday’ı n zor çocukluğunda ona büyük destek çıktı. Faraday üç kardeşten biriydi. 13 yaşında, yalnızca okuma ve yazma bilen biri olarak okulu bırakmak zorunda kaldı. 14 yaşına geldiğin de büyük bir bilim adamı olma yolunda başına gelen çok büyük iki olaydan biri geçekleşti. Kitapçı ve ciltçi dükkanı olan George Ribeau için gazete dağıtıcılığı yapmaya başladı. Michael’i çok seven Ribeau ona yedi yıl süren bir çıraklık önerisinde bulundu. Faraday öneriyi büyük bir zevkle kabul etti; Okumaya devam et
Daha Ne Kadar Küçülecek?
Bu yazıyı okuyunca aklıma 2002 yılında aldığım 64 MB’lık usb belleğimin ne olduğunu soran müfettiş geldi.(o zamanlar bulunduğum yerde en fazla 128 MB’lık bellekler vardı, 256 MB’lık bellekler siparişle getirtiliyordu ve çok çok pahalıydı. Yanlış hatırlamıyorsam) 1,44 MB’lık disketlerin yaygın olduğu zamanlarda elimdeki küçücük cihazın yaklaşık 45 disketin aldığı veriyi alabileceğini söyleyince müfettiş gerçekten çok şaşırmıştı.
Teknoloji akılalmaz bir hızla ilerliyor.İlk genel kullanım amaçlı bilgisayar ENIAC 167 metrekare büyüklüğünde bir odaya sığıyordu ve ağırlığı 30 ton kadardı.Yaklaşık maliyeti ise 6 milyon dolardı ve çalışabilmesi için 1500.000 watt enerjiye ihtiyacı vardı.ENIAC ilk deneme çalışmasına 1945 yılında başladı.Bu devasa makinenin işlemci gücü 0,05 MIPS(saniye başına milyon komut) kadardı.Bugün sıradan bir akıllı telefonun ağırlığı yaklaşık 100 gr (ENIAC’ın 300.000’de biri), işlemci gücü ise 200 MIPS (ENIAC’ın 40.000 katı), güç ihtiyacı saatte 0,5 watt (ENIAC’ın 300.000’de biri), fiyatı ise yaklaşık 500 dolar (ENIAC’ın 12.000’de biri) kadar. Bu iki bilgisayarın arasındaki farkın temel kaynağı insanoğlunun mikrometre büyüklüğnde malzeme üretebilme yeteneği kazanmış olması. Nanometre ölçeğine indiğimizde neler olabilir?Albert Einstein’ın dediği gibi “Hayal etmek bilgiden daha değerlidir”.
Kaynak: Bilim Teknik Dergisi Şubat 2012 Sayısı Sayfa:52
Bir Damla Su İçin
Bir çöl bitkisi olan meskit uzun kökleriyle toprağın 53 metre derinliğindeki suya erişebilir.
Kaynak: Dünya Ve Uzay – Tubitak Yayınları Sayfa 91
