Fotoğraf bağlantısı: http://www.stsci.edu/~inr/thisweek1/2009/thisweek215.html
Bu bilginin bende özel bir yeri var. Bir gün otobüste yolculuk esnasında yanıma bir doktor oturdu. Ordan, burdan, teknolojiden derken konu nerden geldi bilmiyorum bir nötron yıldızının, çeliğin 10 milyon katı daha yoğun olduğu bilgisini paylaştım. Doktor şöyle bir bakış attı. Bu kadar da abartı olmaz dercesine. O bakışı görünce ben de söylediğime inanmamaya başladım nerdeyse. Yolculuktan sonra eve gelince İlk iş olarak Bilim Teknik Dergisinin eski sayılarında bilgiye rastladığım yazıyı aradım. Bayağı bir aramanın ardından yazıyı buldum. Ancak nötron yıldızının 10 milyon değil, 10 trilyon kat çelikten daha yoğun olduğunu öğrendim. Yani az bile söylemişim.
Hubble Uzay Teleskopu’nun keskin gözleri, sesten hızlı bir jet uçağının 100 katı hızla üzerimize doğru gelen bir nötron yıldızı belirledi. RX J185635-3754 olarak tanımlanan gökcismi, atalarımızın bir milyon yıl kadar önce görmüş olmaları gereken bir süpernova patlamasının kalıntısı. Büyük kütleli ve kısa ömürlü yıldızların ömrünü noktalayan bu patlamadan arta kalan sıkışmış çekirdek, yalnızca New York’un ünlü Manhattan Adası büyüklüğünde ve çelikten 10 trilyon kat daha yoğun. Hesaplamalara göre Dünyamıza en yakın noktaya 300 000 yıl sonra gelecek. Bize en yakın olduğu mesafe de 170 ışık yılı olacak. Güneş’in en yakın komşusu olan Alfa
Centauri’nin uzaklığıysa yaklaşık 4 ışık yılı. Yani 40 trilyon km. kadar.
NASA basın bülteni, 9 Kasım 2000
Kaynak:Bilim Teknik Dergisi Aralık 2000 Sayısı Sayfa 7
Nötron Yıldızı Oluşumu
Bir nötron yıldızı dev bir yıldızın bir süpernova olarak patladıktan sonra geri kalan kısmın kendi içine çökmesiyle oluşur.
Atmosfer sakin olduğu zaman, bir yıldızdan çıkan ışık ışınlarının tümü, gözlemcinin gözüne ulaşmadan önce aynı yolu izler; ve yıldız ışıldamaz. Buna karşılık, atmosferde herhangi bir hareketlilik olduğunda, bu ışınlar kıvrımlı ve farklı yollar izler: bunların tümü, gözlemcinin gözüne aynı anda ve aynı açı alanda ulaşmaz ve bunun sonucu olarak da yıldız yanıp sönüyormuş gibi görünür, yani ışıldar. Bir yıldız ufka yakın olduğunda, daha çok ışıldar, çünkü ışınlar Dünya atmosferine hemen hemen teğet olarak girer. Dolayısıyla ışınlar, yıldız gökyüzünde daha yüksekte bulunduğu sıradakine oranla, daha kalın bir atmosfer diliminden geçmek zorunda kalır.
Güneş sisteminin beş gezegeni, çıplak gözle çok parlak yıldızlar olarak görülür. Ama bu gezegenler asla ışıldamaz. Çünkü bize yıldızlardan çok daha yakındır. Bu durum, söz konusu gezegenlerin gökyüzünde aralarından geçtikleri yıldızlardan çok kolaylıkla ayırt edilmesini sağlar.
Bilginin gizlenmesi ve yalnızca istenilen kişiler tarafından okunmasına izin verilmesi “steganografi” bilimi olarak adlandırılır ve tarihten bugüne kadar çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Gözle fark edilmeyecek sayısal damgalar aracılığı ile resim, ses ve video gibi çoklu ortam ürünlerinin içine ürünle ilgili ve ürüne özel çeşitli bilgiler yerleştirilebilmektedir. Burada amaç, bu ürünlerin çoğaltılması, dağıtılması gibi yasal olmayan davranışların önüne geçmektir.
Steganografi gizli haberleşme sanatına verilen addır. Yunanlı tarihçi Heredotos’un bildirdiğine göre M.Ö 5.yy da Pers saldırısı sırasında ,Yunan komutan Histiaeus, Susa Kralı Darius tarafından göz hapsine alındığı sırada, Anadolu’da bulunan Milet şehrindeki damadı Aristagoras’ı durumdan haberdar etmek için… Okumaya devam et →
İki farklı maddenin molekülleri arasındaki çekim kuvvetine adhezyon, maddenin kendi molekülleri arasındaki çekim kuvvetineyse kohezyon denir. Kimya ve fizikte “ıslaklık” veya “ıslanma”, bu kuvvetler arasındaki bağıntıya göre adlandırılır.
Adhezyon>kohezyon=ıslanma koşulu
Kohezyon>adhezyon=ıslanmama koşulu
Buna göre, kohezyon kuvveti adhezyon kuvvetinden daha düşük olan su, ıslaktır.
Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?
Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise Okumaya devam et →
Tubitak merak ettikleriniz köşesine gelen bir soru ve cevabı;
En iyi iletken hangisidir? Birçok yerlerde en iyi iletkenin altın olduğunu duyuyoruz. Fakat bazı arkadaşlarım en iyi iletkenin gümüş olduğunu ısrarla iddia ediyorlar. Benim internetten yaptığım araştırmalarda ise; Bir maddenin iletkenliğini belirleyen en önemli faktör, atomlarının son yörüngesindeki elektron sayısıdır. Bu son yörüngeye ‘valans yörünge,’ üzerinde bulunan elektronlara da ‘valans elektronu’ denir. Valans elektronları atom çekirdeğine zayıf olarak bağlıdır. Valans yörüngesindeki elektron sayısı 4’den büyük olan maddeler yalıtkan, 4’den küçük olan maddeler de iletkendir. Örneğin bakır atomunun son yörüngesinde sadece bir elektron bulunmaktadır. Bu da bakırın iletken olduğunu belirler. Bakırın iki ucuna bir elektrik gerilimi uygulandığında, bakırdaki valans elektronları, güç kaynağının pozitif kutbuna doğru hareket eder. Bakır elektrik iletiminde yaygın olarak kullanılmaktadır. Sebebi ise maliyetinin düşük olması ve iyi bir iletken olmasıdır. En iyi iletken altın, daha sonra gümüştür. Fakat bunların maliyetinin yüksek olması nedeniyle elektrik iletiminde kullanılmamaktadır gibi bir sonuca varıyorum. Bunun doğrusunu en mantıklı, gerekirse bilimsel dilde anlatırsanız çok sevinirim. Süratle mailinizi bekliyorum. Teşekkürler.
Halk arasında aynı kabul edilen şimşek ve yıldırım arasındaki farkı anlatan bir yazı;
Şimşek, bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışıktır. Gök gürültüsü, şimşek çakması esnasında oluşan, patlamaya benzer çok yüksek sestir. Yıldırım, gök gürültüsü ve şimşekten oluşan, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki elektrik boşalmasıdır. Işık sesten çok daha hızlı hareket ettiği için gök gürültüsü, gözlemcinin uzaklığına bağlı olarak şimşeğin gözlenmesinden kısa bir süre sonra duyulur. Volkanik patlamalar ve kum fırtınaları esnasında da, toz veya kül bulutu içerisindeki statik elektrik nedeniyle yıldırım oluşabilir.
Kaynak : http://tr.wikipedia.org/
Fotoğraf http://mdm.kpno.noao.edu/13_manual/lightning.html internet sitesinden alınmıştır.
Uzay filmlerinde izlediğimiz patlama seslerini duyabiliyoruz. Bu fiziksel olarak mümkün değil. Ses dalgalar halinde yayılır. Sesin yayılması için maddesel ortama ihtiyaç vardır. Ses kaynağından çıkan ses maddenin taneciklerini titreştirir. Bu nedenle ses yayılır. Ses, tanecikten taneciğe yayılır, tanecikler ne kadar sık ise o kadar hızlıdır. Oysa uzay boşluğunda maddesel bir ortam(hava mesela) olmadığı için ses tanecikten taneciğe yayılamaz. Yani uzayda ne kadar yüksek sesle konuşursak konuşalım 20 cm mesafeden bile karşımızdaki arkadaşımızı duyamayız. Bu yüzden uzayda astronotlar özel giysilerine monteli cihazlarla haberleşirler.
EK BİLGİ : Sesin yayılma hızı sırasıyla katıdan sıvıya, sıvıdan gaza azalır. Ses dalgaları katılarda yaklaşık olarak 5000 m/s hızla yayılır. Suda 1453 m/s hızla yol alır. Ses hızı havada, deniz seviyesinde ve 21 °C sıcaklıkta 340 m/s ‘dir.
Ayrıca uzayda oksijen olmadığı için Dünyadaki gibi patlamadan dolayı uzun süreli bir ateş topu oluşamaz.
Not: Sesin katılarda, suda ve havadaki hızları birçok kaynakta farklıdır. Yukarıdaki değerler ortalama değerlerdir. Suyun tuzluluğu, sıcaklığı, basıncı; havanın sıcaklığı ve basıncı, katı maddenin cinsi, sıcaklığı ve benzeri birçok niteliğe göre ses hızı farklılık gösterir.
Mağazalarda, gazetelerdeki saat reklamlarında, internetten saat satışı yapan sitelerde analog saatlerin tamamına yakını resmedilirken 10’u 10 geçeyi göstermektedir. Çünkü analog saatlerdeki 10’u 10 geçe görüntüsü, Okumaya devam et →
Sıcaklık bir maddenin bir molekülünün sahip olduğu ortalama haraket enerji miktarıdır. Sıcaklık, enerji değildir. Termometre ile ölçülür. Isı ise bir maddenin bütün moleküllerinin sahip olduğu hareket enerjilerin toplamıdır. Isı, bir enerji olduğu için birimi joule ( j )’dur. Bir başka ısı birimi ise kalori (cal)’dir. • (1 kalori = 4,18 joule dür.)
Karşılaştırmak gerekirse yanan bir çakmağın sıcaklığı evdeki bir kalorifer peteğinin sıcaklığından fazladır. Ama peteğin ısı enerjisi çakmağın ısı enerjisinden fazladır. Çünkü kaloriferdeki molekül sayısı çakmaktan fazladır. Isı ve sıcaklık aynı şey olsaydı evlerde çakmakla ısınılırdı diye düşünüyorum.