Kategori arşivi: İlginç Bilgiler

İlginç bilgiler

Güneş Sistemindeki En Sıcak Gezegen

Çoğu kişi Güneşe en yakın gezegen olan Merkür gezegenini en sıcak gezegen zanneder. Oysa Venüs gezegeni Merkür gezegeninden Güneş’e daha uzak olduğu halde daha sıcaktır. (Ortalama;Merkür=179°C ,Venüs=423°C ,Dünya=8°C )

Bunun nedeni Venüs’teki sera etkisidir.

Sera Etkisi Nedir?

Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması Yerküre’de ısınmayı artırır.

Küresel ısınmayı engellemek için önerilen çılgın projelere https://www.ekoromeo.com/dunya-nasil-kurtulur/ bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Soruya Başka Bir Cevap:

Sistemimizdeki en sıcak gezegen Venüs’dür.Bunun başlıca sebebi Venüs’ün çoğunlukla karbondioksitten oluşmuş olan ince atmosferidir. Bir zamanlar volkanik aktiviteleri çok yoğun olan bu gezegen kontrolden çıkmış bir sera etkisine maruz kaldı. Bunun sonucunda güneş enerjisini sülfürdioksit ile sülfürik asitten oluşan iki farklı bulut katmanının içinde hapsetmiş oldu.

Popular Science Ağustos 2013

Dünya Duracak Mı, Hızlanacak Mı?

Fotoğraf http://tamutimes.tamu.edu internet sitesinden alınmıştır.

Bu yazımda Dünyayı hızlandıracak veya yavaşlatacak olaylardan bir demet yaptım.

Güneş tutulması sırasında suların kabarması en fazladır. Kabarma sürtünmeyi arttırdığı için Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü yavaşlar. Böylece her yüzyılda günler 0,001 saniye kadar uzar.(100.000 yılda 1 saniye) Düz mantık yürütürsek Dünya’nın 24x60x60x100.000=8.640.000.000 yıl sonra durması lazım. Ancak bir yandan da depremler Dünya’nın dönüşünü hızlandırmaktadır. Çünkü depremlerle beraber gezegenimizin kütlesi merkeze yaklaştığı için sürtünme azalır ve dönüş hızlanır. Örneğin Sumatra depremi Dünya’nın dönüşünü hızlandırarak, günlerin 3 milisaniye kısalmasına ve Kuzey Kutbu’nun birkaç santimetre yer değiştirmesine neden olmuştur.

Kaynak: Bilim Teknik Dergisi Sayı:450, Phaidon Bilim ve Teknoloji Ansiklopedisi

Sumatra Depremi:   26/12/2004
9.1 şiddetindeki deprem 1900’den beri görülen dünyanın üçüncü büyük depreminde 227.898 kişi öldü veya kayboldu.

Soruya Başka Bir Cevap: 

Dünyanın kütlesi figür ekseni denilen hayali bir çizgide dengede duruyor Ama dünya kendi ekseni etrafında dönmeye devam ediyor. Bu iki eksen arasındaki fark nedeniyle bir titreme yalpalama hareketi oluşmakta. 2011’de yaşanan deprem nedeniyle Japonya yakınlarındaki okyanus yatakları dikey olarak 16 metre yatay olarak 50 metre hareket etti. Okyanus yataklarının değişimi dünyanın figür ekseninde 17 santimetrelik bir değişim oluşturdu. Nasa’nın açıklamasına göre artık her gün 1,8 mikrosaniye daha kısa ama bizim bu farkı algılamamız mümkün değil. Sonuçta kütle değişimleri dünyanın dönme hızını etkiliyor günün uzunluğunda miisaniyeler kadar varyasyonlara neden oluyor.

Kaynak: Popular Science 2013

Kırmızı Renk Boğaları Kızdırmaz

Boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayıramazlar. Boğa güreşlerinde onları sinirlendiren şey; matadorun elindeki şapka, sopa ve pelerini sürekli sallamasıdır. Ayrıca etraflarındaki seyircilerin gürültülü tezahüratları, arenada yaşanan hareketlilik ve kendilerine karşı yapılan saldırgan tavırlar da onları sinirlendirir. Matadorların kırmızı başlık ve pelerin kullanıyor olmalarının nedeni seyirciye hoş bir görüntü verebilmesidir.

Boğaların aksine kırmızı renk insanları etkiler. Kırmızı renk insanlarda heyecan yaratır ve kalp atışını hızlandırarak kan basıncını yükseltir. Kırmızıya karşı verilen fizyolojik tepkinin nedeni tam olarak bilinemiyor. Fakat kan rengiyle aynı olmasından dolayıi zihinsel olarak böyle bir heyecanın tetiklendiği düşünülüyor.

Kaynak : Popular Science Dergisi 2013 Ocak Sayısı, Sayfa 89

Gıcırdayan Oyuncak Deneyi

Aşağıdaki yazı çocukları rahat bırakın ve kendi kendilerine öğrenmelerine fırsat verin ilkesinin ispatı niteliğinde ilginç bir yazı.

Psikolog Alison Gopnik yetişkinlerin çocuklarının davranışlarını gözlerken müdahaleci olmaktan kaçınmalarını tavsiye ediyor. Çünkü herhangi bir şekilde yetişkinin müdahalesi ya da katkısı olduğunda çocuklar kendi araştırmalarını bir kenara bırakıp yetişkinleri dinlemeyi tercih ediyor. Psikolog Alison Gopnik bu durumla ilgili “gıcırdayan oyuncak deneyi”ni örnek gösteriyor. Bu deney şöyledir;

Öğretmen yanlışlıkla bir oyuncağa çarpar ve oyuncaktan bir gıcırtı gelir. Öğretmen bir şey söylemeden odadan çıkar ve çocuk oyuncakla yalnız kalır. Çocuk önce oyuncağı gıcırdatır ama oynamaya devam ederek oyuncağın başka özelliklerini de keşfeder. Ancak öğretmen “bir oyuncak” dedikten sonra oyuncağı gıcırdatıp çocuğa verdiğinde, çocuk öğretmenin yaptığı gibi oyuncağı gıcırdatır ama daha fazla ilgilenmez. Yani çocuğa bir şey öğretmek ters teper.

Psikolog Alison Gopnik okulöncesi eğitimde fazla öğretici yaklaşımdan uzak durulması gerektiğini söylüyor.

Kaynak : BilimTeknik Dergisi Kasım 2012, sayı 540, sayfa 10

Dahilerin Yanlış Tahminleri

Çeşitli kaynaklardan okuduğum ve not aldığım, söylendiğinde normal karşılanan ama günümüzde gülünç gelen tahminler ve tarihleri umarım sizlerin de ilgisini çeker.

 

 

 

Petrol pis kokulu yapış yapış ve hiçbir işe yaramayan bir sıvıdır. (Bilimler Akademisi)

Bilgisayar teknolojisi 1949’da doruk noktasına vardı. (Bilgisayar bilimcisi John Von Neumann)

İnternetten para kazanmamız mümkün değil. (Bill Gates)

Arama motorlarından para kazanmak mümkün değil. (Yahoo yetkilileri tarafından, 1990’ların sonunda yeni bir arama teknolojisi satmak üzere kendileriyle görüşmeye gelen şimdiki Google firmasının 2 kurucusuna söylenmiştir.)

Hiç kimse telefon kullanmaz. (1877 – Rutherford B. Hayes, 19. ABD Başkanı – Daha sonra Beyaz Saray’a telefon bağlattı. Telefon numarası “1”di.)

Geleceğin bilgisayarları 1,5 ton ağırlığında olacak. (1949 – Populer Mechanics Dergisi) O zamanlar bilgisayarlar 100 ton ağırlığındaydı ve küçük bir şehir kadar elektrik tüketiyordu.

Televizyon kabul görmeyecek. (1946 – Darryl Zanuck- Film yapımcısı)

Uydular ne iletişimde işe yarar ne de veri aktarımında. (1961 – T.A.M Federal İletişim Komisyonu, FCC)

Telefon kablosundan belge aktarmak mı? Okumaya devam et →

Ağırlığımız Her Zaman Aynı Mıdır?

Fotoğrafın orijinal bağlantısı : http://eqseis.geosc.psu.edu/~cammon/HTML/Classes/IntroQuakes/Notes/plate_tect01.html

Ekvatordaki kuyumcudan altın alıp, kutuplardaki kuyumcuda bozdurmak gerekli diye düşündüm bu yazıyı okuyunca.

Ekvator ile Kutuplardaki ağırlıklarımız çok az da olsa farklıdır. Kutuplardaki ağırlığımız ekvatorda ağırlığımızdan daha fazladır. Çünkü manyetik alan kuvvet çizgileri kutuplara yaklaştığımızda sıklaşığı için yer çekimi de artar. Aynı durum Everest Dağı ile Akdeniz kıyısı için de geçerlidir. Everest Dağı Dünya’nın çekirdeğinden uzak olduğu için ağırlığımız burada Akdeniz kıyılarına göre birazcık daha azdır.

Araştıran : Cemal KESİK

Bazı Böcekler Suyun Üstünde Nasıl Yürüyebilir?

Çocukluğumdan beri gözlemlediğim, derelerin üzerinde batmadan duran böceklerin sırrını da öğrenmiş olduk bu yazı sayesinde.

Suyun yüzey gerilimi, su üstünde zar gibi ince bir tabaka meydana getirir. Bu nedenle ,ayakları tüylü ya da yağlı bazı böcek türleri, su üstünde batmadan yürüyebilirler. Kibriti yavaşça suya bıraktığımızda batmamasının sebebi de yüzey gerilimidir.

Kaynak : Bilim Çocuk Dergisi

 

İngiltere’de Trafik Neden Soldan Akar?

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı. Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarım emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye… Okumaya devam et →

Deniz Ve Göllerin Neden Yalnızca Yüzeyi Buz Tutar?

Suyun en yoğun hali +4 ºC’de gözlenir. Soğuk havaya maruz kalan su,yüzeyden itibaren soğumaya başlıyor ve +4ºC sıcaklığa erişen su molekülleri en dibe çöküyor. Yine suyun molekül özelliğinden dolayı donan suyun hacmi arttığı için yoğunluğu sıvı halinden daha düşük hale geliyor ve yüzey buz oluyor.

 

Bu konu ile ilgili Tubitak Bilim Teknik Dergisi Merak Ettikleriniz köşesine gelen bir soru ve cevabı;

Deniz ve göllerin yüzeyinin buz tutmasına rağmen altında canlılar nasıl yaşar? (Ufuk Kavuzlu)

Bunun nedeni, suyun kimyasal yapısının bir sonucu, suyun en yoğun halinin +4°C’de gözlenmesidir. Su sistemleri soğuk havaya maruz kaldığında, su yüzeyden itibaren soğumaya başlar. Soğuma sırasında +4°C sıcaklığa erişen su molekülleri, en yoğun halde olmaları nedeniyle en dibe çökerler. Bu sayede de, yüzeyde buz tabakası yer almasına rağmen, tabakanın altı daima 0°C’den farklıdır, en dipteki su tabakası da +4°C’dedir. Suyun ısı alışverişi sürekli olarak devam ettiği için, yoğunlaşarak dibe çöken ve +4°C’den saparak yukarı çıkan su molekülleri, suda bir döngü oluşmasına neden olur. Suyun bu özelliği, canlılık için oldukça önemlidir.

Cevaplayan: Deniz Candaş

Orijinal bağlantı: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=11&soru_id=1243

Dünya Nasıl Kurtulur?

Fotoğraf http://tamutimes.tamu.edu internet sitesinden alınmıştır.

Populer Science Dergisi’nde rastladığım, küresel ısınmayı engellemek için bilim adamlarının çok ilginç bulduğum 6 çılgın önerisi;

1 – Orta Avustralya ve Sahra Çölü’nü ormana dönüştürmek:  İki çölde tuzdan arındırılmış deniz tuzuyla sulamak ve okaliptüs ağacı dikmek.  Fakat bu projenin bazı tehlikeleri vardı. Örneğin ağaçlandırıldığı takdirde Sahra Çölü, ekinleri mahveden çekirgeler ya da hastalık taşıyan kuşlar için bir üreme alanı olabilir. Sahra tozu olmadığı için daha kuvvetli kasırgalar oluşabilir. En büyük engel ise yıllık 1 trilyon doları aşan maliyet.

2- Okyanusları gübrelemek: Denize demir tozu döküldüğünde karbondioksit soluyan fitoplanktonlar çoğalıyor.  Ancak gübreleme balıklar için zehirli olan alglerin büyümesini de sağlayabilir ya da oksijenden yoksun ölü bölgeler oluşturabilir. Ayrıca yapılan bir araştırmada bu yöntemle karbon konsantrasyonunun milyonda 10 partikül azaltılabileceği, bunun da küresel sıcaklıkta bir etkisinin olmayacağı ileri sürülüyor.

3- Bering Denizini kapatmak: Bering Denizine yaklaşık 200 kilometre uzunlukta bir baraj yapmak. Böylece Pasifik Okyanusu’nun daha sıcak ve tuzlu olan suyunun Kuzey Kutbu’na doğru akması engellenebilir, böylece kutupsal buz örtüsü yeniden donacak ve yenilenen buz örtüsü güneş enerjisini uzaya geri yansıtarak gezegeni serinletecek.

4- Dünya ile Güneş arasına perde yerleştirmek:  İlk Lagrange noktasına (L1, Güneş ile Dünya’nın kütle çekimlerinin denge noktası) 200.000 km genişliğinde bir perde yerleştirmek. Böylece Güneş radyasyonunun %2’si engellenebilecekti.

5- Lagrange noktasına toplam 20 milyon defa roket fırlatarak 16 trilyon adet 60 cm’lik ayna göndermek.

6- 35 adet 10 namlulu top bataryasının yılın 250 günü gökyüzüne ateş ederek, atmosfere yılda toplam 5 milyom metreküp alüminyum oksit fırlatmak. Ancak yıllık 100 milyar dolar maliyeti olan bu projede parcacıklar stratosferden 2-3 yıl içinde döküleceği için uygulamanın sürekli yenilenmesi gerekir.

Kaynak : Populer  Science Dergisi Sayı: 3,  Sayfa: 48

Lagrange noktası ne demektir? Adlarını, 1736-1813 yılları arasında yaşamış Fransız matematikçi Joseph Louis Lagrange’den alan, uzayda kütle çekimin dengelendiği noktalardır. Bunlar, L1, L2, L3, L4 ve L5  olarak adlandırılır. Lagrange Noktaları, sadece Güneş Sistemi için geçerli olmayıp, birbirine kütle çekim etkisi yapan tüm gök cisimlerinin de Lagrange Noktaları vardır.