Güzel Bir Uçuş Videosu
Bir Cevap Yazın

Bir suçluya 10’u siyah, 10’u beyaz olmak üzere aynı büyüklük ve ağırlıkta 20 tane top veriliyor. Hakim suçludan bu topları iki kutuya dilediği gibi yerleştirmesini istiyor. Hakim, kutulardan herhangi birisinden bir top çekeceğini, çektiği topun beyaz olması halinde kendisinin serbest bırakılacağını, çektiği topun siyah top olması halinde idam edileceğini söylüyor. Siz olsaydınız şansınızı arttırmak için iki kutuya da top koymak şartıyla topları kutulara nasıl yerleştirirsiniz?
Su altı sanıldığının aksine sesiz bir dünya değil. Su üzerinde duyulamayan birçok ses sualtında duyulabilir. İnsanlar sesin yönünü, ses dalgalarının iki kulak arasında ardışması sonucu belirleyebilirler. Yani, ses dalgasının kulak zarlarına farklı şiddette ve zamanda vurmasıyla yön belirleyebilirler. Ses dalgası, bir kulaktan diğerine ulaşıncaya kadar geçen süre beyin tarafından algılanır. İki kulak arasındaki mesafe, havadaki sesin yönünü belirlemek için yeterliyken, sualtında yeterli değildir. Su havadan çok daha yoğun olduğundan, sesi çok daha iyi iletir. Sesin hızıysa yayılma ortamına bağlı. Örneğin 0°C havada ses 331 m/s hızda yayılır. Her 1°Clik sıcaklık artışında ses hızı 0.6 m/s artar. 15°C sıcaklıktaki bir suda ses hızı 1410 m/sdir. Aynı sıcaklıktaki deniz suyunda bu hız 1550 m/sdir. Tüm bunların sonucunda sesin hızının suda havaya oranla 4 kat daha hızlı yayıldığı söylenebilir. Bu hızlı yayılım dalgıçların çok küçük frekanslı sesleri bile çok uzaklardan duyabilmelerini sağlar. Ancak, çok hızlı ses dalgası sualtındayken, beyin tarafından aynı anda ve şiddette hissedildiğinden, ses her yönden geliyormuş gibi algılanır.
Kaynak: Bu soru yanıtlanmak üzere TUBİTAK’a benim tarafımdan gönderilmiştir.
Orijinal cevap bağlantısı :http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=5&soru_id=2603
İki kişi kendi atının daha yavaş koşacağı konusunda iddiaya giriyorlar.Yarış başlayınca her iki yarışçıda başlangıç çizgisinde bekliyor. Oradan geçmekte olan bir bilgin onlara bir şey söylüyor ve iki yarışçı hızla atları ile koşmaya başlıyor. Bilgin acaba onlara ne dedi? Okumaya devam et
Aşağıdaki anlamsız sözcükten dokuz harf’i öyle çıkarın ki geriye anlamlı bir sözcük kalsın?
ANDOLKAUZHAMLIRF Okumaya devam et
Bu hikayeyi okuyunca Nasreddin Hoca’nın göle yoğurt çalarken ya tutarsa demesi geldi aklıma. O yüzden paylaşayım dedim.
Pers sultani iki adamı ölüme mahkum etmiş. Sultanin atını ne kadar sevdiğini bilen mahkumlardan bir tanesi, hayatını bağışlarsa, bir yıl içinde ata uçmayı öğretebileceğini söylemiş.
Kendini Dünya’daki tek uçan ata binerken hayal eden sultan, bunu kabul etmiş.
Diğer mahkum inanmayan gözlerle arkadaşına bakmış ve
-“Atların uçamadığını biliyorsun. Nasıl olup da böyle delice bir fikirle çıkabildin ortaya?
Yalnızca kaçınılmazı geciktiriyorsun o kadar.
-“Pek değil” demiş birinci mahkum.
“Kendime 4 özgürlük şansı veriyorum:
Birincisi, Okumaya devam et
Eskiden Çinliler yalan makinesi olarak pirinci kullanırlarmış. Önce kişiden,soru sorulmadan önce ağzına bir miktar pirinç koyarak pirinci bir seferde dışarı çıkarması istenirmiş. Daha sonra da soru sorulduktan sonra aynı şey tekrarlanırmış. Eğer kişi yalan konuşuyorsa heyecandan ağzı kuruyacağı için ağzından daha fazla pirinç çıkarmış.Böylece yalan konuştuğu anlaşılırmış.
Kaynak : Bilim Teknik Dergisi
Ocak yandığında alev tüpe kadar ilerleyemez çünkü gaz, tüpün içinde yüksek basınç altında sıvı olarak depolanmıştır.Bu basınç hava basıncından daha yüksek olduğundan,havadaki oksijenin borunun içinden geçip tüpün içine girmesini engeller. Ayrıca doymuş buhar ilkesi gereğince ,tüpün içindeki gazın tamamı kullanılana kadar basınç aynı seviyede kalır. Ayrıca önlem olarak bazı tüplerin ağzında ısıyı hızlı iletebilen ve içerdeki gazın tutuşma derecesine kadar ısınmasını engelleyen metal bir halka bulunur.
Kaynak : Gündelik Bilmeceler Kitabı
Hep duyduğumuz bir deyişin çıkış noktasını öğrenince eminim siz de güleceksiniz.
Balkan devletlerinin büyük bir kısmı ve bu arada Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde iken, Arnavut eşkiyalar sık sık dağa çıkıyor ve hükümet kuvvetleri de onları yakalamak için peşlerine düşüyorlarmış. Recep isimli bir eşkıyanın çetesi dağda kuşatılmış, artık çıkar yol kalmadığını gören çete elemanları saklandıkları yerden çıkarak bağırmaya başlamışlar:
“More atmayın, biz din kardeşiyiz, teslim olacağız.”
Hükümet kuvvetleri, ateşi kesmiş ve çeteyi teslim almış, Recep ve çetesi teslim olduğu için az bir ceza ile kurtulmuştu.
Recep, cezasını çekip köyüne döndükten sonra, olanı biteni köylülere anlatırken:
“More vallahi, zaptiyeleri öldürecektik, ama çotuğumuz çocuğumuz var diyerek yalvardılar. Biz de acıdık ve canlarını bağışladık ”
Bu arada köylülerin arasında bulunan Recep’in çetesinden biri, artık dayanamamış ve:
“Atma Recep, biz de din kardeşiyiz” demiş.
Kaynak : Çıkar Ağzındaki Baklayı(Deyimlerimizin Öyküleri) – Orhan YORGANCI
Tavsiye ederim çok güzel bir kitap.