Kategori arşivi: Her Telden

Sadece Eleştirmek

Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış.

Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu ‘Renklerin Ustası’ anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısa da; kısaca Ranga Guru derlermiş.

Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş.

Ranga Guru ise;

– Sen artık ressam sayılırsın Raciçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek, diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabi. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş.
Okumaya devam et →

Popular Science Dergisinde De Adımız Geçsin

Chip ve Pc Net dergilerinden sonra Popular Science Dergisinin Ağustos 2014 sayısında da adımız geçti.

 

PC NET Mart 2014 Sayısı Ayın Kişisel Sitesi

2012 yılında Temmuz sayısında Chip Dergisi tarafından Ayın Siteleri Editörün Seçimi ünvanını alan kişisel sitem, yine ülkemizin en çok okunan ve takip edilen Bilgisayar ve İnternet Dergilerinden  PC Net tarafından, 2014 Mart sayısında, Blog siteleri dalında ayın sitesi seçildi.

Öğretmenlerin yaptığı çalışmaları gören ve her fırsatta takdir eden PC Net editörlerine teşekkür ederim.

PC NET 2014 Mart sayısında yayınlanan yazı.

Öğrenci Ve Profesör

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturmuş.

Profesör kaşlarını çatarak: ” Aptallar ve kuşlar aynı masada oturamaz ! ”

Öğrenci: ” O zaman ben uçtum.”

Profesör cevaba çok sinirlenmiş, sınavda öğrenciye takmış ve sınavı başarısız geçmesi için elinden geleni yapmış.

Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.

Profesör öğrenciye: “ Sana son bir soru soracağım “ demiş;

Okumaya devam et →

Anlatılmaz Yaşanır

Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon’u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da ‘Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.’ diye savuşturmuş. Nihayet biraz sonra Napolyon’un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon’a sormuş:

‘Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?’

Napolyon birden öfkelenmiş.

‘Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?’ diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık ‘ateş’ emri verilecek… Adamcağız içinden:

‘Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin’ diye düşünürken arkadan bir el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında Napolyon, tek cümleyle cevaplamış:

‘İşte böyle bir duygu!’

‘Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir…’

 Napolyon Bonapart Kimdir?(15 Ağustos 1769-5 Mayıs 1821)

Fransa’ya bağlı Korsika Adası’nda doğmuş olan ünlü Fransız Devrimi’nin generali, Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti’nin ilk başkanı, sonrasında da  Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.

Ağzından Baklayı Çıkarmak

Bu hikayeye çok güldüm valla.

Eskiden bir dergahta, çok küfürbaz bir mürit varmış. Şeyhi, müridin küfür etmesine çok kızarmış. Ancak mürit kendisine bir türlü hakim olamadığını söylermiş. Bunun üzerine Şeyh:

“Dilinin altına bir bakla tanesi koy, küfür edeceğin zaman bu bakla engel olur” demiş. Gerçekten de baklayı koyduktan sonra mürid artık küfür etmez olmuş. Okumaya devam et →

Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız Mı?

Gerçekleştirebileceği şeyi hayal edenler, hayallerine sahip çıkmalı.

Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının isi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir “Sıfır” ve “Dersten sonra beni gör” uyarısı vardı.

Okumaya devam et →

Hesap Makinelerindeki Tuş Dizilimi, Telefonlardakinden Neden Farklıdır?

Telefon üzerindeki rakamlar yukarıdan aşağıya doğru ve 1’den 9’a doğru sıralanıyor. Ancak hesap makinelerindeki tuş dizilimi daha farklı. Rakamlar aşağıdan yukarıya doğru artıyor. Bu farklılığın cevabı, hesap makinelerinin üretildiği ilk zamanlarda yatıyor. İlk hesap makinelerinde, mekanik nedenlerden dolayı 9 tuşunu üste koymak zorundaydılar.

Günümüzde tüm mekanik engellerin aşılmış olmasına rağmen, hem eskiden devralınan bir alışkanlık nedeniyle, hem de ergonomik açıdan herhangi bir sorun oluşmadığı için aynı sıralamaların kullanılmasına devam ediliyor.  Ancak hesap makinesine göre tuşlu telefonlar, daha yeni bir icat olduğu için hızlı ve kolay kullanım açısından bir dizi kullanıcı testinden geçirilerek günümüzdeki haline uyarlandı. 1976 yılından bu yana telefonlarda günümüzdeki tuş dizilimini kullanıyoruz.

Kaynak : Popular Science Dergisi 2013 Ocak Sayısı Sayfa 89

 

Güzel Bir Olasılık Problemi

Diyelim televizyonda bir oyun izlencesine katıldınız. Sunucu size üç kapı gösterdi. Kapıların birinin ardında çok pahalı bir araba var, öbür iki kapının ardındaysa birer havuç var. Kapıların birini seçeceksiniz. Amacınız arabanın olduğu kapıyı seçmek elbet. Sunucu arabanın hangi kapının ardında olduğunu biliyor. Siz kapıyı seçtikten sonra, ama daha kapıyı açmadan önce, sunucu, geriye kalan iki kapıdan ardında havuç olanını açıp size havucu gösteriyor ve,
– Dilerseniz kapınızı değiştirebilirsiniz, diyor. Oyunun kuralı bu. Sunucu bu iyiliği salt size değil, herkese yapıyor. Kapıyı değiştirmeli misiniz, yoksa değiştirmemeli misiniz? Arabayı kazanma olasılığını artırmak için ne yapmalı? Belki de değiştirip değiştirmeyeceğinize yazı-tura atarak karar vermelisiniz.

Yanıt şaşırtıcı, ve işin püf noktası anlaşıldığında göz yaşartıcı güzellikte.
Okumaya devam et →

10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1, 0 Bütün Jüri Kapıya Döndü

Basit bir gözlemin önemli kararlar verilmesindeki etkisini bu olaydan daha iyi anlatan bir hikaye duymadım.

Amerika da ünlü bir avukatın kaybettiği tek dava;

Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu . Futbolcu yakalanmıştı.

Ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi.

Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu. Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu:

Okumaya devam et →